Kabusa Dönen Tatiller -2: Bir Goa öyküsü

Kabusa Dönen Tatiller -2: Bir Goa öyküsü

Kirpi Haber’in kabusa dönen yolculuklar dizisinin ikinci durağı, Hindistan’ın ünlü Goa bölgesi olacak. Emre ve Sanem çiftinin büyük bir umutla çıktığı Uzakdoğu gezisi, onlar için hiç beklenmedik bir şekilde bitecektir. Genç çift Uzakdoğu gezisinde yaşadıklarını gazetemize anlattı.

Çiftle sözleştiğimiz gibi İstiklal Caddesi’ndeki bir kafede buluşuyoruz. İçeri uzun boylu, soluk suratlı bir genç ve kısa boylu bir kız giriyor. Kız bol hippi pantalonu giymiş, erkeğin üzerinde ise eski püskü bir hırka var. Onları çabucak tanıyorum. Oturur oturmaz hemen söze başlıyorlar. Emre (34) sufizmle ve doğu dinleri ile ilgileniyor. Kışları Ankara’da tezgahta kitap satıyor, yazları ise güneyde çalışıp, ney üflüyor. Kelebek Vadisi, Kabak koyu, Datça Domuz Burnu en sık uğrakları arasında. Emre aynı zamanda vegan ve doğadaki hiçbir canlıya zarar vermemeyi kendine felsefe edinmiş.

goa_sanem

Sanem (36) Yogist

Sanem (36) bir şirkette orta düzey yönetici. Aynı zamanda “Cihangir Yoga Ve Nefes Akademisi”nin ortaklarından, profesyonel bir Yogist. Yazları Kelebek Vadisi’nde yoga ve nefes atölyesi dersleri düzenliyor. İkilinin yolları Kelebek Vadisi’ndeki nefes atölyesinde kesişiyor. Tanışır tanışmaz kısa sürede yakınlaşıyorlar. Sanem anlatıyor.

Sanem: “Emre ile tanışır tanışmaz hemen yakınlaştık. Geceyarısı kumsala uzanıp, gökyüzünde telaşlı talaşlı koşturan bulutların peşisıra giden hayallerimizi seyreder, birbirimize ne zaman düşlerimizin peşinden koşacağımızı sorardık. Bir gece doğru zamanın geldiğini anladık. Hemen İstanbul’a dönüp, yıllardır çalıştığım şirketten istifa ettim. Patronumla anlaşıp tazminatımı aldım. İşyerinden ayrılmadan önce bilgisayarımdaki maillere son bir defa baktım. Artık hepsi bir geçmişten ibaretti. Artık kızgın kumlarda özgürce koşup, ayaklarımı denize uzatacaktım. İkimiz de uzakdoğu dinleri ile ilgilendiğimiz için, dinlerin ve kültürlerin keşiştiği o gizemli diyarlara gitmeye karar verdik”.

“Sonunda uçaktaydık, uçak havalandığında tüm kötü şeyleri geride bıraktığımı düşündüm. Öğleden sonra Hindistan’a vardık. Uçak Delhi’ye yaklaştığı anda heyecandan kalbimin duracağını hissettim”.

Sözü burada Emre alıyor.

kabak

Emre (34) sufist, vegan ve ney çalıyor

Emre: “Uçak alçalmaya başlayınca çok heyecenlandım. Sanki uçağın kapısı açıldığında içeri uhrevi bir ışık doğacak gibiydi ama içeri dolan tek şey, kalabalık ve pis kokuydu. Delhi’yi gördükten sonra, bir daha İstanbul’un kalabalığına laf etmemeye karar verdim. O geceyi bir otelde geceledik. Ertesi sabah Ganj nehrine gittik. O güney ve kuzey arasında köprü görevi gören büyüleyici nehre. Nehri görür görmez fotoğraflarda gördüğümüz nehrin bu olup olmadığını birbirimize sorduk. Çünkü fotoğraflarda gördüğümüz Ganj nehri, kızıla çalan bir gökyüzünün altında nazlı nazlı akan, masmavi bir nehirdi. Bizim gördüğümüz ise kararmış bir gökyüzü altında, çöplerden leş gibi olmuş, insanların bir yandan yıkanıp, bir yandan da suyunu içtiği koca bir kanalizasyona benziyordu”.

ganj

Ganj Nehri’nden bir kare

“Kafamızı çevirdiğizde ise tamamıyle kömür olmuş bir cesetle birlikte yüzen bir tabut gördük. Yanında da insanlar yüzüyordu. O gün gördüklerimizin bize yettiğini düşündük ve şehri turlamaya karar verdik. Bize sürekli bir şeyler satmaya çalışan çocuklardan kurtulabildiğimiz kadarıyla dolaşıp otele geri döndük. O gece midem çok kötü oldu. Felaket ishal olmuştum. Bu olay biraz keyfimizi kaçırmıştı. Ertesi gün Goa’ya gitmeyi planlıyorduk ve yolculuk 6 saate yakın sürüyordu. Yol sıkıntı olacaktı. Ertesi gün sabahtan Goa otobüsüne bindik. Otobüs eski bir otobüstü ve çok kalabalıktı. Tıkış tıkış ayakta seyahat etmek zorunda kaldık. Yolda bir kere tuvalet molası verdik. Çok sıkışmamama rağmen otobüsü durdurmaya çalıştık ama şöför bizi dikkate almadı. O yol benim için işkenceye döndü tabii. O günün tek güzel yanı kalabalık azalınca otobüsteki rasta saçlı tipleri görmemizdi. Öyle böyle derken Goa’ya vardık”.

“Amacımız Goa’da bir ay kalmaktı. Goa’ya vardık ama Goa’da gördüğümüz şey koca bir hayal kırıkılığıydı. Her taraf 5 yıldızlı oteller ve diskolarla doluydu. Bir otele yerleştik. Ertesi sabah kumsala indik. Sonunda kumsala ulaşmıştık ama ortada ne hippi vardı, ne de gitar çalan insanlar. Üstüne üstelik tepemizde dikilen birisi, kumsala giriş parası isteyince, moralimiz daha da bozuldu. Neyse dedik parayı verdik. Daha sonra yöreyi tanıdıkça, hippilerin takıldığı mekanları keşfettik ve onlara yakın bir otele yerleştik”.

“Goa’da hayat günler boyunca süren tekno partileri, dans, eğlence ve bolca uyuşturucu ile birbirine benzer bir şekilde geçiyordu. Görünüşte herşey güzeldi. Eğlencenin ve özgürlüğün keyfiyle, kayıtsız bir şekilde takılıyorduk ama bazen hayat size biraz durmanızı ve nerede olduğunuzu hatırlatma ihtiyacı hisseder. İlk başlarda, partilere yabancı manita düşürme hayali ile katılan yağız Hint delikanlılarına pek dikkate etmemiştik ama partilerde kız meselesi yüzünden, Hintli’lerle yabancılar arasında sürekli kavgalar çıkınca, bazı şeylerin dikkatine daha çok varmaya başladık. Dediğim gibi her parti sırasında mutlaka bir gerginlik yada kavga çıkıyor, kavga alkol ve uyuşturucunun etkisi ile büyüyordu”.

“Bir geceyarısı Eclipse Partisi’nde yine kız meselesi yüzünden taşlı sopalı kavga çıktı ve kavga bir anda büyüdü”.

goa2

“Günlerdir süren partinin ve ekstasinin etkisiyle sinirliydim, ben de o gerginlikle iki kişiye dalmışım. Kavga sonunda üç kişi bıçakla yaralanmıştı ve biri ağırdı. Kumsala polisler geldi, o günü karakolda geçirdik”.

“Ertesi gün de oradan ayrılmaya karar verdik ve daha önce çizdiğimiz rota doğrultusunda Nepal’e doğru yola çıktık. Nepal yolculuğu sırasındai geceleri soğuk ateş ve titreme ile uyanmaya başlamıştım. Öncelerde bu durumu pek önemsemedik ama sonra yüksek ateş ve halsizlikten dolayı 1 hafta hastanede yatmak zorunda kalınca işin ciddiyetinin farkına vardık ve tatili yarıda keserek Türkiye’ye dönmeye karar verdik. Türkiye’de sarı humma teşhisi koydular ve hemen tedaviye başladım. Oysa gitmeden önce bütün aşılarımızı olmuştuk. Türkiye’ye dönmemizden 2 ay sonra da Sanem kötüleşti, onda da Kızıl Humma hastalığı çıktı, hala da tedavi görüyoruz”.

“Uzakdoğu’ya gidecek arkadaşlara tavsiyem, çok zorunlu olmadıkça gitmemeleridir. İllaki gitmek isterlerse, bütün aşılarını eksiksiz olsunlar. Herşeyin başı sağlık”.

 

Kirpi Dizi

 

Kabusa Dönen Tatiller-1: Jamaika’da bir rastafari

Bu haberler de ilginizi çekebilir

1 comments
GunesKturkmen
GunesKturkmen

Kullandiğiniz erkek fotografi bir arkadaşima ait ve izinsiz kullanilmiş gorunuyor... yazdiginiz yazi cok sığ bir espri anlayişıyla yazilmiş... hindistan yaşanmadan anlaşilacak bir ülke değildir...