Kâbusa Dönen Tatiller: Jamaika’da Bir Rastafari

Kâbusa Dönen Tatiller: Jamaika’da Bir Rastafari

Tatil birçoğumuz için eğlence, dinlenme ve yeni heyecanlar demek. Ama büyük bir hevesle çıktığımız tatiliniz bazen  hiç umulmadık bir biçimde bitebilir. İşte Kirpi Haber siz okurlarımız için hazırlanan yazı dizisinde sonu kötü biten tatilleri ele alacak. İlk hikâyemiz, iki Bob Marley hayranı gencin Jamaika gezisinden…

Anıl İzmir Alsancak’ta takı satarak geçimini sağlayan, Bob Marley hayranı genç bir müzisyen. “Zionville” adlı sokak grubunun da kurucusu. Ogün ise kışları İstiklal Caddesi’nde santur çalan, yazları Kabak Vadisi’nde dövme yaparak hayatını kazanan bir genç. Aynı zamanda tatildusleri.blogspot. adlı bir blogun da sahibi. Anıl gençliğinden beri Bob Marley’in büyük hayranı. Bu iki gencin yolları, Jamaika’ya giden bir uçağın içinde kesişiyor.

istiklal-04

Ogün(39): “Benim hayat felsefem sadece bugünü düşünmek ve kafayı hiçbir şeye takmamaktır. Senelerdir Bob Marley’in büyüdüğü yerleri görmek, orada müzik yapmak için sabırsızlanıyordum. Jamaika’ya gitmek bizim için hac gibidir. Bunun için de tezgâhtan kazandığım paraları üç beş köşeye atıp biriktiriyordum. Bir gece rüyama Bob Marley girdi. Bir akarsuyun başında oturmuş bana “Suyun sesini dinle ve her zaman sesin geldiği yere git!..” dedi. Ben de doğru zamanın geldiğini anladım ve Jamaika’ya gitme hazırlıklarına hız kazandırdım. Sonunda biletimi almıştım, herşey hazırdı, ertesi gün yola çıkacaktım. Yolculuktan önce heyecandan gözüme uyku girmedi. Yatakta bir oraya bir buraya döndüm durdum. Ertesi sabah uçaktaydım. Anıl’la da uçakta tanıştık…”

Sözü Anıl alıyor:

Anıl(29):“Ben Bob Marley’le büyüdüm. Onun yaşamı bizim için kılavuzdur. Senelerce Jamaika’nın eşsiz kumsallarında sere serpe uzanıp, denize karşı ot içme hayaliyle yaşadım. Bunun için tezgahtan kazandığım paraları biriktirmeye başladım. Jamaika’ya gidecek parayı denkleştirdikten sonra biletimi aldım ve sonunda uçaktaydım. Ogün’le de uçakta tanıştık. Yol boyunca Jamaika’da sokakta çalma hayalleri kurduk. Uçak alçalmaya başlayınca bir an kalbimin yerinden fırlayacağını sandım. Bekle bizi Jamaika, geliyoruz’ dedim kendi kendime. Uçaktan çıkar çıkmaz bir anda yüzlerce insan, ot satmak için çevremizi sardı. Kalabalığı atlatıp taksiye bindik ama takside arkadaşımdan zor bela ödünç aldığım dijital fotoğraf makinemin hacılandığını fark ettim. Dakika bir gol bir dedim içimden. O moral bozukluğuyla hosteli aramaya koyulduk. Taksici de kurnaz çıktı. Turist olduğumuzu anlayıp, bizi saatlerce dolaştırdıktan sonra ıssız bir yere bavullarla birlikte bıraktı.

jamaka2

Gece olmuştu. Köşe başlarında yanan bir tenekenin etrafında toplanmış, sürekli bizi kesen insanlar vardı. Biz de gerilmiştik. Ama gerginliğimiz atıp çekinerek yanlarına gidip biraz dalga almak istedik. Kısa boylu bir siyah bizden 200 dolar alıp bir anda ortadan kayboldu ve 2 saat beklememize rağmen gelmedi. Böyle aptalca bir hata yaptığım için kendime çok kızdım. Ama yapacak bir şey yoktu. Uzun bir yürüyüşten sonra hosteli bulduk. Ucuz olsun diye rezervasyonu şehir merkezinin uzağında, varoşlara yakın bir yerde yapmıştım. Hostel küçük ve havasız bir yerdi. Odaların kapısı kilitlenmiyordu. Odada bizden başka Haitili birisi daha kalıyordu…”

Bu sırada Ogün söze girip anlatmaya devam ediyor:

Ogün: Sabah şehri gündüz gözüyle tanıma fırsatı bulduk. Burada herkes Bob Marley’e benziyordu. Çevremize bakındık  ama hiç müzik yapan insan yoktu. Etrafta ellerinde torbalarla pazardan dönen teyzeler koşuşturuyordu. Biz de Marley’in doğduğu evi ziyaret etmeye karar verdik. Burası yoksul bir sahil kasabasıydı. Şehri turlarken birden uzaktan sesler geldiğini duyduk. Kumsalda reggae partisi varmış. Sonunda müzikli bir yer bulmuştuk. Orada bir siyahtan nevale alıp kumsala gittik. Sonunda rüyalarımda gördüğüm kumsaldaydım. Orada takıldık. Benim kafa bi milyon oldu tabii. Biraz da ortamları görelim diye partiye gittik.

3298602922_0c01e5450e_z

Herkes kendini müziğe kaptırmış dans ediyordu. Daha sonra güzel bir siyah hatunun beni kestiğini fark edince, yanına gidip konuşmaya başladım. Tam “Oğlum Ogün Jamaika’da da hatun kaldırıyorsun” derken, iri yarı bir adam gelip beni iterek küfür etti. Ben de karşılık verince, ne olduğumu anlamdan üzerime çullandı. Tabii ortalık karıştı. Kavga büyüyünce polis geldi ve karakola gittik. Üzerimizdeki otu da buldular. Jamaika’da ot milli içecek gibi ama tüketimi kanunen yasak ve yüksek cezaları var. Sabaha kadar tıkış tıkış küçücük bir odada kaldık. Sabah bizi serbest bıraktılar. Otele gittiğimizde ise eşyalarımızın yerinde yeller estiğini görünce yıkıldık. Zaten olan bitenden dolayı çok yorgunduk ve moralimiz bozuktu. Orada ağlamaya başlamışım. Ceketimin cebinde kalan son parayla da havaalanına gittik.

Jamaika’ya gitmeyi düşünen arkadaşlara tavsiyem , eğer böyle bir planınız varsa mutlaka aklınızdan çıkarın. Güney sahillerimiz on Jamika eder…!

 

Kabusa dönen tatiller 2: Bir Goa öyküsü

 

Bu haberler de ilginizi çekebilir

0 comments